Doğru Adam Olmak

dogru-adam-olmak.jpg

Hayatım boyunca doğrusunu bildiğim yoldan şaşmadım. Kendi çıkarlarım için olması gerekenden sapmadım. Haksızlık karşısında susmadım. Haksızlık karşısında susan şetan’lardan da olmadım.

Eğer bir yanlış görürsem söylerim. Bunun için mücadele ederim. Bu mücadelemin sebebi onurlu bir insan olduğumu göstermek içindir. Eğer bir gün haksızlık karşısında susar, boyun eğer, durumu kabullenirsem bu en büyük onursuzluğum olur. Ve ben bu onursuzlukla ailemin suratına bakamam. Yarın, öbür gün kendi evlatlarıma onuru, şerefi, namusu anlatamam.

Benim ailem beni öncelikli olarak insani değerlere önem veren bir birey olarak yetiştirdi. Ben bu dünyada önce ALLAH’a kulluk etmek ve sonra yarattıklarına yardımcı olmak için geldiğimi biliyorum. Geri kalan her şey gelip geçici. Bakın bakalım etrafınıza neyiniz vardı, neyiniz kaldı?

Evet hiçbirimiz masum değiliz. Kusursuz da değiliz. Çünkü insanız… Üniversite mezunu insan hata yapabiliyorken, hiç okul yüzü görmemiş insan topluma katkı sağlayabiliyor. Hiç kimse ailesini, dış görünüşünü, yaşam şartlarını seçemez ama karakterini kendisi belirler…

Hatam yok mu? Var tabi ki…

Benim tek hatam yanlış yerde doğru adam olmak…

Birisi Çıkar Karşınıza

birisi-cikar-karsiniza

Bazen öyle birisi çıkar ki karşınıza, öyle bir zamanda girer ki hayatınıza, daha önceki ilişkilerinizde yaşadığınız tüm olumsuzlukları unutturur birden. Ne kadar korusanız da kendinizi bir kez daha acı çekmemek için, karşı koyamazsınız duygularınıza. Çok fazla direnmez ve bütün kapılarınızı açarsınız ona. Ve hadi dersiniz “Gel içeri, gel ve aşkını ispatla bana “. Her şeye rağmen gerçekten sevmeye ve sevilmeye, aşkın varlığına tekrar inanabilmek için o kadar ihtiyacınız vardır ki.

Bu kez her şey çok güzel olacaktır. Beklediğiniz insanın o olduğuna emin olmasanız bile, öyle olmasını istediğiniz için buna kendinizi inandırmışsınızdır bir kere. Tüm cana yakınlığı, güzelliği, sempatisi ve sevgi dolu görünüşüyle gelir ve girer sevgiyle açtığınız kapıdan içeriye.

Onunla yeniden her şey çok güzeldir işte. Sevdiğiniz zaman tam seversiniz çünkü siz. Sınırı yoktur ve hiçbir zaman olmamalıdır sizin sevginizin. Ya heptir ya hiçtir felsefeniz. Ölmek var, dönmek yoktur.

Var oluşunuzun nedenidir sevgi. Hayatınıza girmesine izin verdikten sonra ondan başka hiçbir şey önemli değildir. Aşk kapınıza gelmiştir bir kez daha. Nereye giderseniz beraberinizde onu da götürür, gözlerinizi kapatınca onu görürsünüz. Öyle içten, yalansız ve çıkarsız sürüyordur ki ilişkiniz, bir gün bitebileceğini aklınıza getirmek istemezsiniz. Her şeyin çok güzel gitmesi, bir sonu olabileceği gerçeğini değiştirmez yine de. Sizin istediğiniz, aşkın varlığını ispatlamasıdır size. Ama onun amacı size aşkın varlığını ispat etmek değildir. Deneme yanılmayla kendisi için uygun insanı arıyordur o aslında. Ve yanılmıştır yine. Aşk için seçtiği yol sizi inciten yanlış bir yoldur ama yanılmış olsa da iyi bir insandır. Sizi kırmadan uzaklaştırmak için kendisinden, klasik “kendinden soğutma” oyunlarını oynamaya başlar sonra. Bu oyunların sizde işe yaramayacağını anlamayacak kadar az tanımıştır sizi. Siz bilmezsiniz o oyunları. Aşka en sahici yolu olarak bakanlardansınızdır siz çünkü. Aşk varsa eğer gerçektir sizin için ya da hiç olmamıştır. Oyunları işe yaramayınca daha fazla dayanamaz ve “hiç sevmedim seni çok çalıştım ama beceremedim. Beni anla ve affet ne olur. Aslında ne kadar istesem de kimseyi sevemiyorum” der. Ya da “Çok düşündüm, sen çok iyi bir insansın, inan seni üzmek istemiyorum. Hayatım çok karışık. Bunu hak etmiyorsun ama bu aralar kendimle bir savaş veriyorum ve bu savaşta yanımda olmanı istiyorum” der.

Siz onun için hayatınızı ve geleceğinizi sorgulamaya başladığınız sırada söyler bunu hem de. Sizin için ne kadar inandırıcı olmasa da söyledikleri, artık onu kaybetmişsinizdir bir kere yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Aşkta mantıkta yoktur sizin için gururda yoktur, olmamalıdır da. Bu yüzden biraz daha gidersiniz üstüne son bir şans için. Hiç ummadığı bir anda karşısına çıkıp “Seni hala seviyorum” diye bağırabilmek için her zaman geçtiği yerlerde beklersiniz. Ama göremezsiniz. Görmedikçe ona daha çok bağlanır, uzaklaştıkça daha çok yakınlaşırsınız ona. Ama bütün gemileri yakmıştır o artık.

Önce beyninde bitirmiştir ilişkinizi, sonra da kalbinden çıkarıp atmıştır sizi. Çok uzun değil, daha bir gün önce yüzündeki o küçücük tebessümüyle sizi sevdiğini söylerken, gökyüzünden kendisi ve sizin için birer yıldız seçerek hayatınıza küçük anlamlar katan o güzel insan, hayatınızı kabusa dönüştürür aniden. Birdenbire kapatır kalbinin kapılarını, yasaklar kendini size. O acımasız yüzünü gösterir bir kez daha size hayatın. Ne olduğunu anlayamazsınız. Duvara çarpmışsınızdır. Kendinize güveniniz ve bütün güzel duygular altüst olmuştur. Hatayı kendinizde aramaya başlarsınız yine. Öyle ya, eğer yanlış bir şey yapılmışsa bunu hep kendisinde arayanlardansınızdır siz. İyilik ve güzel şeyler için varsınızdır çünkü. Hatalarınızı sorgularsınız bu kez.

O size “suç sende değil, kendimle savaş veriyorum, hata bende” dese de bunu kabullenmez ve nerede yanlış yaptığınızı anlayabilmek için çırpınır durursunuz. Sonunda yine bütün hatayı kendinize yüklersiniz. O yüzden her seferinde biraz daha dikkatle ve tereddütle başlarsınız yeni ilişkinize. Bir yanınız hep korunaklı tutarsınız. Uzun süre açmazsınız kapınızı kimseye. Ve her seferinde daha zor açarsınız kapıyı oradan içeri girmek isteyene…

Kimi Sevdiysem Gitti

kimi-sevdiysem-gitti

Hatırlıyorum da bundan çok zaman önce birini sevmiştim ama sadece sevmiştim asla sevilmemiştim. Gidişinde elveda diyerek terk etmişti beni. İşte o zaman anlamıştım ellerime kelepçe takıldığında elvedaları…

Olayın aslına gelirsek, yani terk edilmenin yarı yolda bırakmanın. Hiçbir zaman suçu sevdiğimizde değil de kendimizde aramıştık. Ne oldu ne yaptım ben yine gibisinden haklı olduğumuzu bile bile her defasında özür dilediğimiz için terk edilmiştik belki de… Ya da şöyle bir şeyde olabilir çözemedim. Henüz yine suçu onda değil de kendimde aradığım içindir belki de. Param olmadığı içindir belki güzel yemekleri, en şık elbiseleri ona alamadığım içindir veya onun yanında çok çirkin kalmıştım, kendime harbiden hiç bakmıyordum hep evi düşündüğümden olsa gerek buda…

Hiçbir zaman aklımın ucundan geçirmezdim canımdan çok bir kızı seveceğimi. Korkulan başa gelir dedikleri bu olsa gerek. Hiç bir zaman çözemiyordum. Çocukken annemle bakkala çıktığımda sokak köşelerinde içen şarapçıları, anne bunlar neden böyle hep buradalar dediklerimde sus seni çağırdıklarında asla yanlarına gitme derdi bundan ta 5 6 sene önce annem bana…

Şimdi her şeyi büyüdükçe farkına vardım. O köşe başında içenlerden biri oldum işte. Önümden anneleriyle geçen çocuklar tıpkı benim anneme sorduğum soruyu soruyorlar annelerine. Şimdi neden içtikleri meselesine gelelim. Mutluluğu hiçbir zaman başkaları gibi bacak arasında aramadıkları için veya hiçbir kızın duygularıyla oynayacak kadar düşmedikleri için. Tek yaptım ve becerdiğim olay sevmekti sadece. Sevmek, vallahi billahi senden başka bir kıza yan gözle baktıysam en adi şerefsizim diyecek kadar çok sevdik biz bazılarını…

Her gece yazıyorum ama bir türlü kendimi sana ifade edemiyorum veya sen anlamak istemiyorsun. Gece demişken uykuda sizin sülaleden herhalde, senin bana gelmediğin gibi oda gelmiyor işte. Oda terk etti herhalde beni, ne dersin?

Şimdi ben seni her gözden sakınırken kimler, hangi piçler, hangi veletler o gözlerinin içine doya doya bakıyor veya elini tutmaya utanırken kimlerin yanında kimlerin kucağında oturuyorsun sen… Çoğu gitti azı kaldı yeminle. Canımı fazlasıyla sıkıyorsun, hep bana kötü gözle bakıyorsun, hep beni itiyorsun, beni kötü yola sokuyorsun… Ben seni sadece sevmek istiyorum, küfürler etmek istemiyorum, ben sana kıyamıyorum. İşte ettiğim her küfür yüzünden o yüzün gülen resimlerine bakmaya utanıyorum… Peki, sen utanıyor musun benim elimden başka elleri tuttuğun için veya özlüyor musun beni? Özlüyorum de, Allah aşkına özlüyorum de, yapamıyorum de, gitme bir daha de, gelmezsem koşarak yanına namerdim işte… Her neyse… Sen bugün de gelmedin işte, tıpkı uykumun gelmediği gibi. Sarıl o yanında ki çocuğa şimdi. Sarıl demişken şuan benim sardığım sigara gibi sağlam sar onu bedenine… Olur mu?