Özür Diledim

ozur-diledim

Bugün güneşten özür diledim,

Çiçeklerin üzerinden tozları üfledim,

Erittim kalbimdeki buzları,

Akıttım gözyaşlarımı su emmez taşlara…

Bugün kendimden özür diledim,

Çünkü ben bana çok ayıp ettim…

Türk Evladıyım

turk-evladiyim

Bilmiyordum dağların bu kadar dik olduğunu,

Bilmiyordum gecelerin bu kadar uzun olduğunu,

Bilmiyordum zamanın bu kadar yavaş geçtiğini,

Ama biliyordum içimdeki vatan sevgisini,

Biliyordum içimdeki aşkı…

Kanımı istersin toprağım,

Yoksa cesedimi mi,

Yeter ki sen susa!

Suyun olurum senin.

Tasmasından bağlanmış çılgın köpek gibiyim,

Salıvermiyorlar ki gideyim!

Bilmiyorlar mı ki ben Türk evladıyım!

Bırakın ben ölmeye gideyim!

Ben koymuşum bu yola baş,

İsterse düşsün kafama taş,

Vazgeçmem bu yoldan arkadaş,

Gelsin yedi düvel ezerim hepsini…

Soba

soba.jpg

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan araştırma ekibi şiddetli yağmur nedeniyle bir köylünün evine sığınırlar. Evde hepsinin dikkatini soba çeker. Çünkü soba yerden bir metre kadar yukarıda, altında dizili taşların üzerine kurulmuştur. Sobanın neden böyle kurulduğuna ilişkin tartışmaya başlarlar.

Kimyacı: Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisi sayesinde daha kolay yakmayı düşünmüş der.

Fizikçi: Adam konveksyon sayesinde daha kısa sürede ısıtmayı amaçlamış der.

Jeolog: Burası deprem kuşağında olduğu için deprem anında sobanın taşların üzerine devrilmesi ve yangın çıkmasını önlemek amaçlanmış der.

Matematikçi: Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş ve daha iyi ısıtmayı amaçlamış der.

Antropolog: Adam ilkel toplumlarda görülen ateşe tapmanın daha hafif bir şekli olarak ateşe saygısından sobayı yukarıya kurmuş der.

Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarıda olmasının nedenini sorarlar.

Adam cevap verir: Boru yetmedi de efendim!