Alıştım Sadece

alistim-sadece.jpg

İnsanlar geçmişlerine en büyük ihaneti unutarak yapar. Benim geçmeyen geçmişim hep şimdimde duruyor. Anılar unutmayı zorlaştırmak için verilmiş cezalardır sevgilim. Ben bu cezaya gülümsüyorum. Senin bıraktığın hiçbir şey ardımda kalmadı benim. İnsana en uzak düşen şey, bilerek geride bıraktıklarıdır çünkü… Kalbimdeki yerine hiç ihanet etmedim. Gidişin hiç bitmedi bende. Kaybedecek de olsam bir yolum vardı sende. Ve hayat o kadar kuralsızdır ki bazen, oyunu kuralına göre oynamak bile kazandırmaz insana. Seni kaybedeceğimi bile bile oynadım bu oyunu. Utanmaktan utanmadan…

Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece…

Beni mutlu edecek yalanlar söylemeyi öğrendim sensizlikte. Küçük mutluluklara büyüteçle bakmayı bildim. Sustum öylece. Konuşamadım sensizlikle. Gidişini haklı gösterecek uyduruk bahaneler buldum kendime. Sustum öylece… Kimse benim kadar sessiz susamazdı. Zaten o eski tadı da kalmadı susmaların; kime sorsam konuşuyor şimdi. O kadar sustum ki sensizliğe, sessizliğimde boğuldum her gece. Çok düşündüm seni düşünmemeyi. (Düşünmekle olmuyormuş seni düşünmemek). Keşke bana beni nasıl unuttuğunu öğretseydin, belki ben de sana uyardım. Anlamadığım tek şey; ben de duran zaman sende nasıl geçiyor?

Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece…

Ben senden mutlu bir son değil, mutlu bir sonsuzluk istemiştim. Anlamadın! Belki de seni güzelleştiren, hayatın çirkinliğiydi… Bunu da ben anlamadım! Acaba benimle mutlu olduğun için mi beraberdin yoksa ben mutlu olduğum için mi? Bu sorunun da cevabını bırakmadın. Sadece gittin. Aşk ne senin ben de gördüğündür ne de benim sende gördüğüm. Aşk; birlikte gördüğümüzdür sevgili. Seninle aynı değilmiş aşka bakışımız. Sen benden kusursuz bir aşk istedin, ben senden yaşanabilir bir aşk. Belki bu yüzyılın insanı değilsin diyeceksin bana ama bence aşk karşındaki insan çırılçıplakken bile gözlerini onun gözlerinden ayırmamaktır sevgili. Bu kadar temiz severken seni, koca bir hayatı kirletip terk ettin beni. Bu hayat seni unutabileceğim kadar uzun değil sevgili.

Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece…

Sen bir katilsin ama suç işlemedin. Suç işlemeden katil olanlar sadece kalp kıranlardır. Keşke “beni” öldürseydin; kalbimi değil! Üzülme sakın. Yaşayan ölülere yas tutulmaz sevgili. Ağlarken bile güzel kalmayı becerebilen yüzünle hatırlıyorum seni. Bensiz de yaşayabilecekken, beni tercih edendin o zamanlar. Nasıl da inanmıştım konuştuklarına. “Sevdim” demiştin, hatırla. Oysa sevilmekten önce güvenilmek isterdim ben. Daha ilk kıskançlığımda çekip gittin. Kıskanmak aşkın bencil yüzüdür sevgilim. O kadar da mı hatrım yoktu sende? Aşkı meslek edinmiş yüreğin meğer ne kadar da hazırmış her yeni başlangıca hazin bir son bulmaya… İçindeki eksikliği boşluk zanneden sevgilim; şimdi gözlerimizin her çarpışmasında kırılan kalbimin parçaları hayatıma batıyor biliyor musun?

Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece…

Aramıza kaç dünya girdi kim bilir? Senden sonra öyle büyük bedeller ödedim ki… Senin yalan ve ihanete ödediğin bedelin çok daha ağırını ben dürüstlüğüme ödedim. Ömrüne kattığın mutluluğu, benim hayatımdan çalman doğru muydu sence? Gözlerin beni ararken benden önce kaç gözde kirlendi kim bilir? Bunun hesabını hiç sormadım ben sana. Ama sen geçmişimi kabullenemediğin için, geçmişime sahip olmaya çalıştın. Benim olmak için değil, ait olmak için sahiplendin. Yine yanıldın! Değişirsin diye çok bekledim. Ve anladım ki insan değişir ama bizi asıl üzen hiç değişmeyenlerdir. Yaralar acıyı saklar, izleri hayatı gösterir. Gözlerini biraz aralayabilseydin, sana aydınlığı öğretecektim. Şimdi geceyi yak ki ışısın. Gidişini affetmeyişimdendir bu gaddar halim. Senden çok daha alaları beklese de kapımda, ben şairim; kıyamam turnayı gözünden vurmaya…

Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece…

İnsanı yaşatan ve ayakta tutan umutların, bir gün insanı öldüren umutlara dönüşmesi ne acı. Halbuki bütün bunlara ne gerek vardı? Hayat beni sensizken de uzun uzun öldürüyordu zaten. Ah bir de ölmeyip böyle benim gibi yaralı kaldın mı vay haline. Zamanla biter diye diye zamanı bitiriyor omzunda ağladığın dostların. Halbuki zaman acıyı bitirmez, dönüştürür sevgilim. Doğru tecrübeleri körelten, yanlış sıralamalardır. Başlamak bitirmenin yarısıysa, yanlış başlamak hatanın tamamıdır. Yanlış aşkta kazanmaksa, aslında kaybeden olduğunu bilmemekmiş… Bütün bunları bana sen öğrettin. Bilmeden… Her “yeniden”, gerçekten yeniydi eskiden. Şimdi her başlangıç, bitişini ezbere bildiğimize merhaba demek yeniden ve yeniden. İşte hayat böyle susturuyor insanı bazen. Başlıyorsun ama sonunu getiremiyorsun. Her şey o bildik ayrılığa çıkıyor çünkü… Böyle zamanlarda basiretin bağlanır, dilin kurur, kalbin donar. Başladığın cümleni kendin bitiremezsen, noktayı başkası koyar.

Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece…

Şimdi içimde varmaktan çok bir gitme isteği. Zaman o kadar cimri ki; hiçbir saniyesini vermiyor geri. Zamanın değerini daha iyi anlıyorum bu yalnızlık yolunda şimdi. Ki beni zaten bu kalabalıklar yalnızlaştırdı sevgili. Yalnızlık tek başına taşınır. Sakın yanlış anlama, kendimi yitirmiş değilim, sadece sende kayboldum o kadar. Hayat sunduğu her engelin arkasına bir mutluluk saklıyor. Elbet yolumu bulurum yine. Elbet yine mutlu olurum. Kış geldi bak, ayrılığımızın beyaz çölü. Yine bahar gelecek, yine mevsimler dönecek ama gelecek de bir gün geçecek. Bu kadar konuştuğuma bakma. Aslında ben sana hep susacaktım ama sen kelimeleri ağzımdan çaldın. Ah sevgili… Beni benden alıp gittin; içimde bensizlik dışımda sensizlik var şimdi. Sadece şunu merak ediyorum; hiç ağlamıyor musun özlerken? Bu kadar mı yoruldun benden?

Şimdi son sözüm sana şu sevgili: bazı erkekler adam doğar, bazıları sonradan adam olur. Ben aşkı nimet gibi başımın üstünde taşıdım; bundandır boyun eğmeyişim. Riski bazen kazanmak, bazen de elindekini kaybetmemek için alırsın. Hayat böyle işte korkun kadar kaçar, cesaretin kadar savaşırsın!

Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece…

Birisi Çıkar

birisi-cikar.jpg

Birisi çıkar,

Yağmurla karışık dualarıma benzeyen,

Sevda ile karışık çayımı demleyen…

O biri tevafuklar sonucu ömre yazılır,

Sonra; toprak, su, hava olur ömrüne,

Olur da vazgeçemezsin,

Geçmek de istemezsin…

Ve ‘O’ adında sevdanın meali saklı olan…

Şairinde dediği gibi: “Adında harflerin gülüştüğünü” gördüm.

Ve ‘O’ harfler yüreğimde saltanat kurar!

Fetih bu ya “Bismillah” demeden atılmaz hiçbir adım.

Dünyalık sevda değildir ki nasiplenilen,

Ahirete biçilen dünyalık kumaştır,

Her santimine sevda işlenen…

Elbette Unuturum

elbette-unuturum.JPG

Bir aşk daha başlamadan biter ve ben çekip gitmem, gidemem. Çünkü gidecek yerim yok benim. Oturur yaramın iyileşmesini beklerim. Çünkü yaralar iyileşince ölür. Ölürüm. Defalarca öldüm, defalarca daha ölürüm. Öldüğüme yanmam asla ama eksik ölmek zor geliyor adama…

Sana, eğer silemeyeceksen geçmişimin tozlu raflarına üfleme, sonra sen gidersin ve ben boğulurum o tozların içinde demiştim. Gittin. Ve giderken güneşten yağmur çalmamı bekledin. Hayır, anlayamadığım şey, senden veremeyeceğin neyi isteyeceğimi sandın da sana veremeyeceğimi düşündüğün şeyler adına başlamadan bitirdin beni? Eğer sen sana gözlerimden bakmış olsaydın nasıl sevecektin kendini. İşte o zaman bırakıp gidebilecek miydin beni? Olsun yinede düşünüp utanma seni sevdi diye yüreğimden. Bakma yenilmiş gibi durduğuma. Ayrılığa değil ayrı kalmaya yeniliyor insan. Ve yine öle öle aşktan sağ çıkmayı öğreniyor insan. Yaşar gibi yapıp sende ölmektense ölür gibi yapıp bende yaşarım bu saatten sonra. Boş ver gözyaşlarımı da.  İnsan bazen daha fazla direnebilmek için ağlar. Direnmek zorundayım. Çünkü biliyorum ki hiçbir kalbe kırılarak girilemez.

Hani derler ya yanacak yeri kalmadığında gelen suyu neylesin yanan. Bende dibine kadar yandım bu aşkta, buna inan. Aslında sana kızgınlığım, kalbine hiç sahip olamadığımı seni kaybetmiş olduğumda anlamamdan dolayı. Kim bile bilir belki de seçilmiş olan bir yalnızlığı yaşıyorumdur. Gerçi fazla insanda çarpıntı yapmıyor değil hani…

Aslında biliyorum. Seninde kederle evlenip boşanmış dul neşelerin, şekerle tatlandırılmış gözyaşların var. Ama içinin acıması bambaşka. Her insanın acısı kendisine büyüktür elbette. Biliyorum kırık bir kalp kendine atar sadece, ama sorarım şimdi sana, senin acın kaç şekerli? Senin hiç varlığı yokluğun olduğu bir aşkın oldu mu? Oysa ben senden sadece bir bardak su istemiştim yalnızlığımı ıslatabilmek için. Aslında senleyken de yalnızdım. Çünkü sen vardın yanımda. Şimdi bu satırları yazdığıma bakma. Şiir dediğin yokluğa yazılır diye yazıyorum aslında… Yazarak sileceğim seni, yaşayarak öldüreceğim. Biteceksin…

Öyle bir bitireceğim ki seni, yok olmadan ölen biri olacaksın. Her ne kadar sevsem de yolumdan dönemediğim için değil, seninle hiç bir yolda yürüyemeyeceğimi bildiğim için bitireceğim seni. Elbette unuturum, en çok bir mevsim ağlarım. Sonuçta korlarda denemişim kendimi, senin alevin en fazla elimi ısıtır. Derler ya, suskunluğunuz büyüdükçe yazacaklarınız çoğalır. Ya şair olursunuz ya deli. Ki ikisi de aynı kapıya çıkıyor zaten diye. Sonuç ne olursa olsun boğazımı yırtarcasına susuyorum artık. Ve tekrar sarılırım kahveme. Kahvemi yalnız içerim. Zaten kahvede yalnızlıkla içilir…