Lık Zamanı

Bir kere aşık olmuşsanız artık sizin için “lık” zamanıdır…

Biten bir karan-lık, doğan bir aydın-lık, başlayan bir kıskanç-lık,

Devam eden bir hayran-lık, atasözleri bile der; saman-lık olur seyran-lık,

Artık gitmiştir yalnız-lık, kurtulamaz bir daha insan ”-lık” zamanından,

En sonunda olsa da ayrı-lık…

Yeter ki sonunda olmasın pişman-lık…

Pişmanlığın

pismanligin.jpg

Hala anlamıyorsun demi?

Ben seni mutsuz edecek bir şey yapmak istemedim, istememde.

Zihnin çok kalabalıktı.

Yanımdayken hissedebiliyordum bunu.

Beş dakika içerisinde kırk farklı düşünce üretebiliyordun.

Benden hem arkadaşın, hem de sevgilin olmamı bekliyordun.

Eğer ben o zaman bir adım atmış olsaydım şuan ikimizde her güne pişmanlıkla uyanabiliyor olabilirdik.

Ben senin pişmanlığın olmak istemiyorum.

Ve şunu öğren artık;

Aşkın olduğu yerde er ya da geç ayrılık vardır…

Dün Bugün Yarın

dun-bugun-yarin.jpg

Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu…

İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı. Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan. Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın…

Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı…

Farkında olmadan rezil etti bugününü.

Oysa yarın, bugüne dün diyor, dün de bugün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bugünü eline yüzüne bulaştırdı…

Mutsuz oldu insan. Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı;

Ama bugünü hiç yaşayamadı…