Saka Kuşu

saka-kusu

Bir gün Yavuz Sultan Selim pazarın birini gezmeye karar verir ve saka kuşlarının satıldığı bir tezgaha yönelir.

Bütün sakalar 1 altındır fakat bir tanesi ayrı bir kafes içinde ve 50 altındır.

Yavuz Sultan Selim sorar:

-Bunlar 1 altın da bu neden 50 altın?

Satıcı:

-Hünkarım 50 altınlık olan ötüşüyle diğer saka kuşlarını kendine çeker ve yakalanmalarını sağlar.

Yavuz Sultan Selim 100 altını çıkarıp adama verir ve ver o kuşu bana der.

Herkes şaşkınlık içinde ne yapacak acaba koca padişah bir saka kuşunu diye düşünürken,

Yavuz Sultan Selim kuşun kafasını tuttuğu gibi gövdesinden ayırı verir ve der ki:

-KENDİ IRKINA İHANET EDENİN SONU BUDUR!!!

Daha Uyanmadı Komşular

daha-uyanmadi-komsular

Yağmur var,
Çok sevdiğim rüzgar da,
Bugün Pazar,
Daha uyanmadı komşular,
Damların üzerinde kuşlar,
Daha rahatlar,
Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde,
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru,
Yağmur da var,
Çok sevdiğim rüzgar da,
Daha uyanmadı komşular,
Bugün Pazar,
Ve ben seni çok özledim.
Dışarı çıkmak istiyor canım,
Tek başına haytalık etmek,
Islanmak Pazar sabahında yağmurda,
Boş caddelerde dolaşmak,
Vitrinlerine bakmak mağazaların,
Sinemaların afişlerine,
Sokakların isimlerine,
Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara,
Bir merhaba demek sessizce.
Sahilde martılara simit atmak,
Otobüslerin ilk seferlerine binmek,
Gitmek istiyor canım,
Hayatın gittiği yere,
Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine,
Fırından taze ekmek alıp,
Buğusunu çekmek içine,
Ve ben seni çok özledim.
Tam böyle bir şey,
Çiçeğe su yürümesi,
Bebeğin ağlaması,
Toprağın uyanması,
Yağmurun yağması,
Ateşin sıcağı,
Bu Pazar sabahı,
Tam böyle bir şey.
Bir sabahçı kahvesine uğramak,
Bir bardak çay,
Taze dem kokusu,
Hayatın atardamarlarında dolaşmak,
Bölmeden şehrin uykusunu.
Bir Şiir yazmak,
Pazar bulmacasının boş karelerine,
Şiirde tam da bunu anlatmak delice,
Tam böyle bir şey,
Hesapsız, gölgesiz, bedelsiz, kimsesiz,
Bir şiir yazmak,
Bir bardak çay içmek,
Sokaklarda gezmek,
Yağmurda ıslanmak,
Ve ben seni çok özledim…

Aşık-ı Sadık Menem

asik-i-sadik-menem

Mende Mecnundan füzun aşıklık istidadı var,
Aşık-ı sadık menem Mecnun’un ancak adı var.

Kıl tefahür kim senin hem var ben tek aşıkın,
Leyla’nın Mecnun’u Şirin’in eğer Ferhad’ı var.

Ehl-i temkinem meni benzetme ey gül bülbüle,
Derde sabrı yok anın her lahza bin feryadı var.

Öyle bed-halem ki ahvalim görende şad ol,
Her kimin kim dehr cevrinden dil-i naşadı var.

Gezme ey gönlüm kuşu gafil feza-yı aşkta,
Kim bu sahranın güzer-gahında çok sayyadı var.

Ey Fuzuli aşk menin kılma nasihten kabul,
Akıl tedbiridir ol sanma ki bir bünyadı var…

 

Bende mecnundan daha fazla aşıklık özellikleri var,
Sadık olan aşık benim, Mecnunun sadece adı var.

Ben senin aşığınım ki bununla övünmelisin,
Nasıl Leyla’nın Mecnun’u, Şirin’in Ferhad’ı var.

Aklım başımda ey gül beni bülbüle benzetme,
Onun derde sabrı yok her an feryadı var.

Öyle kötü haldeyim ki halimi görenler mutlu olur,
Zamanın çarkından kimin neşesiz bir gönlü var.

Ey gönlümün kuşu, aşk aleminde boş boş gezme,
Çünkü bu alemin her yolunda birçok avcısı var.

Ey Fuzuli! Aşkı yasaklayan nasihatçıya uyma,
O aklın tedbiridir sanma ki onun bir temeli var.