Kelebek Konsa

Şimdi senden uzaklarda,

Resmin baş ucumda,

Ah bir gelebilsem sana…

Gözlerine bakıp saatlerce susup otursak,

Bir kelebek konsa saçına,

Ve gitsek başka diyarlara…

Bir Eşi Olmalı İnsanın

İnsanın bir eşi olmalı…

Bakarken yüreğinin kabardığı, gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı, aşık olduğu…

İnsanın bir eşi olmalı…

Sabah gözlerini açtığında, yanında olduğunu görüp, şükürler ettiği Yaradana… Koklamalı saçlarını. Uyuyan eşine şefkatle bakıp, usulca dokunmalı yüzüne, varlığını hissedebilmek için. Parmakları titremeli incitirim korkusuyla. Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü. Kramplar girmeli midesine, onsuzluk aklına geldikçe. Rüzgar onun kokusunu getirmeli, yağmur onun sesini. Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için. Akşam onu görecek diye pır pır etmeli yüreği. Kelebekler gibi olmalı insanın yüreği. Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi. Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli. Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine. Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini, tasasını, öfkesini, sevincini, coşkusunu… Güven duymalı, her şeyiyle. Başını göğsüne koyup, huzurla uyuyabilmeli, tüm düşüncelerinden arınmış olarak. Babası, abisi, kardeşi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı. Şımarabilmeli yanında. Kıskanılmalı zaman zaman da.

Bir eşi olmalı insanın…

Sabah yolcularken işine, içi acımalı, daha yollarken özlemeye başlamalı. Seni şimdiden özledim. Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla. Gözleri yollarda kalmalı ve kapıyı çalmadan açmalı. Aşkla karşılamalı, hasretle sarılmalı boynuna, özlemle koklayıp, öpmeli, yıllarca uzak kalmışcasına. Her günü başka güzel olmalı yaşamın, bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında. Verdiği hiçbir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı, daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli. Mutluluk saçmalı etrafın.

İnsanın bir eşi olmalı…

Cennetten köşe almışcasına sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı. Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı, çölde okyanusu yaşadığı…

bir-esi-olmali-insanin

Yanmak Gerekir

14-subat

Yarın 14 Şubat. Yani sevgililer günü. Sevgili olmayı becerebilenlerin günü…

Sevgi çok değerli bir var oluş ve her insana nasip olmayan bir şey. Senelerce merak eder dururdum, gerçek sevgi nasıl bir şeydir diye. Öğrendim… Hemde çok iyi öğrendim. Aslında bu yazımda sevmenin ne demek olduğunu anlatmak isterdim ama benim bildiğim alfabe yetmez anlatmaya. Bu yüzden 3 Kelebek hikayesiyle devam edeceğim yazıma. Ben anlatamıyorum belki bu hikaye anlatır tüm sevgiyi arayanlara…

Vaktin birinde 3 kelebek birlikte gezerlerken bir ateş görmüşler. Ve merak etmişler ateş nedir diye. Derken öğrenmeye karar vermişler. 1. kelebek biraz yaklaşmış ateşe ve geri dönüp “Ateş etrafına ışık veren bir şeydir” demiş. Bu tarifi yeterli bulmayan 2. kelebek de çıkıp gitmiş ateşin yanına. 2. kelebek biraz daha yaklaşmış ateşe ve geri dönüp demiş ki “Ateş etrafına ışık ve ısı veren bir şeydir.”

Fakat hala kafalarında soru işaretleri kalmıştır ve tam olarak ne olduğunu öğrenmek isterler ateşin. Bu seferde 3. kelebek gitmiş ateşin ne olduğunu öğrenmeye. Ateşe yaklaştıkça ışık verdiğini anlamış. Biraz daha yaklaşmaya karar vermiş ve ısı verdiğini de anlamış. Ama tatmin etmemiş bu kadar yaklaşmak ve biraz daha yaklaşmaya karar vermiş. Tam biraz daha yaklaşacağım derken kapılmış ateşe ve yanmış…

3. kelebek anlamış ateşin yakıcı bir şey olduğunu ancak dönüp bunu arkadaşlarına anlatamamış. Sevgi ve bağlılık da ateşe benzer. Yakıcıdır, kavurur içine düşeni. Gerçek sevgiyi yakalayabilenin içinde bir kor yanar durur. Ancak bunu kendinden başka kimse bilmez… Anlamak için ne bakmak ne de yakınlaşmak yeterli değildir.

Yanmak gerekir…

Kelebek hikayesindeki gidip geri gelemeyen kelebek olmayı seçtim ben. Yandım, yandım, yandım. Ama bir türlü anlatamadım…