Ispanak ve Yoğurt

ispanak-ve-yogurt

Kadın akşam işten çıkar. Çocuğu yuvadan alır. Markete geçer ıspanak alır. Koştura koştura eve döner. Çocuğu soyar, elini yüzünü yıkar.

Kendi üstünü değiştirir. Mutfağa koşar. Bir yandan ıspanakları yıkar bir yandan çocuğun sorularına ve ihtiyaçlarına cevap verir.

Bir yandan sofrayı hazırlar…

O DA NE, YOĞURT ALMAYI UNUTMUŞTUR! Yoğurtsuz ıspanak olmaz. Hemen kocasını arar.

Ve Kocadan Kocaya değişen cevaplar:

1) Ben geç geleceğim. Toplantım var. Yoğurtsuz yiyin (Laçkalaşmış koca)

2) Ben geç geleceğim. Çok üzgünüm, tühhhhhh şimdi ıspanak da yoğurtsuz olmaz ki. Yoğurt getireyim, kapıdan bırakayım hemen döneyim, toplantı bu, kaçırsam olmaz. Maazallah dağlara taşlara işten atılma sebebim olur, sonra yoğurt dökecek ıspanak bile bulamayız. (Aldatan koca ya da eve gelmemek için bahane arayan koca, ama bir yandan da vicdanı sızlayan koca.)

3) Aradığınız numaraya şu anda ulaşılamıyor. (İşte bu aldatan koca)

4) Mendebur kadın ıspanağı aldın da yoğurdu niye almadın! (Kazma tipi koca)

5) Igggghhhh yine mi ıspanak. Otlaya otlaya sığır olduk. (Kalas tipi koca)

6) Tamam alırım. (Monotonlaşmış koca)

7) Tamam alırım, başka bir şey lazım mı? (Normal koca)

8) Tamam hayatım alırım, başka bir isteğin var mı? (İdeal koca)

9) Aman canııım, ıspanakla mı uğraştın? Yapmadıysan bırak ya dışarıdan söyleyelim ya da dışarıda yiyelim. (Yok böyle koca)

Görünmez Kaza

gorunmez-kaza

Rize’de kaza geçiren bir işçi, olayı ayrıntılarıyla anlatmak için şantiye şefine bir mektup yazmış ki, evlere şenlik. İtiraf etmek gerekirse, klasik Karadeniz fıkralarından biri sandım ama değilmiş. Bire bir gerçek bir hikaye…

“Sayın şantiye şefim, iş kazası tutanağında planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı bilgi istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıdaki gibi olmuştur:

Bildiğiniz gibi ben duvar ustasıyım. İnşaatın 6. katında işimi bitirdiğimde, biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kg olduğunu sandığım bu tuğlaları aşağıya indirmem gerekiyordu. Bunun için bir varil buldum. Ona sağlam bir ip bağladım. 6. kata çıkıp, ipi bir çıkrıktan geçirerek, ucunu aşağıya saldım. Tekrar aşağıya inip, ipi çekerek varili 6. kata çıkardım. İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp, tekrar yukarı çıktım. Tüm tuğlaları varile doldurup aşağı indim. Tam ipin ucunu çektim ki, kendimi havalarda buldum. Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kiloluk varil aşağı düşerken, beni yukarı çekti. Heyecandan ipi bırakmayı akıl edemedim. Yolun yarısında dolu varille çarpıştık. Sanıyorum sağ iki kaburgam bu sırada kırıldı. Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple birlikte çıkrığa sıkıştı. Böylece parmaklarım da kırılmış oldu. O sırada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa dağıldı. Varil hafifleyince, bu kez ben aşağı inmeye, varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık. Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı. Can havliyle ipi bırakmayı akıl ettim ve tabii yaklaşık 3 kat yükseklikten aşağıya doğru düştüm. Sol kaburgalarım, sol el bileğim de o zaman kırıldı sanırım. Başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin hızla üzerime doğru geldiğini gördüm. Kafatasımın da böylece çatladığını düşünüyorum. Bu sırada bayılmışım. Gözümü hastanede açtım. Allah’ım, herkesi böyle görünmez kazalardan korumasını diler, hürmetle ellerinizden öperim.”

Başarılı Başarısız İnsan

basarili-basarisiz-insan

Başarılı insan, çözümün bir parçasıdır.

Başarısız insan, sorunun bir parçasıdır.

Başarılı insan, işinize yardım edeyim der.

Başarısız insan, bu benim işim değil der.

Başarılı insan, her soruna bir çözüm bulur.

Başarısız insan, her çözümde bir sorun görür.

Başarılı insan, en olumsuz durumda bile çıkış noktası bulur.

Başarısız insan, en olumlu durumda bile engel bulur.

Başarılı insan, her zaman bir program yapar.

Başarısız insan, her zaman bir mazeret bulur.

Başarılı insan, işine konsantredir.

Başarısız insan, kendine konsantredir.

Başarılı insan, zor olabilir ama imkansız değildir.

Başarısız insan, mümkün olabilir ama çok zor der…