Sen Beni O Zaman Gör

sen-beni-o-zaman-gor.jpg

Hele bir ışıklar sönsün,
Hele bir kapansın kapılar,
Sular durulsun,
Bıçak atacağım daha 12’den…

Kısa devre yapsın kalbim,
Ellerim inatla dökülsün cigaraya,
Dağlarda ay büyüsün,
Sular köpürsün,
Sen beni o zaman gör…

Hele küssün meydanlar,
Dehşetin oğlu gülsün,
Ağır bir köpek karanlığı,
Ve tüm mayınlar patlasın,
Sen beni o zaman gör…

Kaldırımlara yağmur dökülsün,
Dağılsın dişlerim de gülüşler,
Kaybettiklerim bir dönsün,
Sen beni o zaman gör…

Yalnızlık ne demek,
Kül olsun uykular,
Kuşlar silinsin gözlerimden,
Sen beni o zaman gör…

Saçlarımda kırılsın kar,
Baştan çizilsin uçurumlar,
Kırılsın camlar,
Sen beni o zaman gör…

Ölmek

olmek.jpg

Ne ki ölmek zaten ya?

Ölmek uyumak sadece…

Düşün ki yalnız uykuda bitebilir bütün acıları yüreğin, çektiği bütün kahırlar insanoğlunun…

Uyumak…

Ama düş görebilir insan uykusunda. Çok kötü, çok kötü…

Çünkü o ölüm uykularında, sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından öyle düşler görebilir ki insan…

Bir düşünsene…

Ama işte bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden.  Yoksa kim dayanabilir ki zamanın kamçısına? Zorbanın kahrına, gururun çiğnenmesine, sevgisinin kepaze edilmesine, kanunların bu kadar yavaş, yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine…

Kim dayanabilir?

Kötülere kulluk etmesine iyi insanın. Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken, kim dayanabilir? Kim ister ki bütün bunlara katlanmak? Ağır bir hayatın altında inim inim inleyip ter dökmek…

Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa…  O kimsenin gidipte dönmediği, o bilinmez dünya ürkütmese bu kadar yüreğini… Kim dayanabilir?

Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi. Düşüncenin o soluk ışığı bulandırıyor o gönülden gelen doğal rengini. Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar yollarını değiştirip sırf bu yüzden bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar…

Keşke Tanımasaydım

keske-tanimasaydim

Keşke; tanımasaydım seni.
Omuzlarıma, bu kadar yük binmezdi o zaman,
Gözlerim, ağlamayı bilmezdi;
O kadar sık kalbim çarpmazdı böyle delicesine!!!
Benimde ellerim sımsıcak olurdu mutlaka;
Geceleri asla uykusuzluk çekmezdim sabaha kadar…

Rüyalarım; hatta, tatlı hayallerim olurdu!
Duygusuzca düşünmezdim yokluğunda günlerimi, saatlerimi…
Hem hiç üşümezdim!
Böylesine ölü soğukluğunda, hırsla takip etmezdi beni böle kötü kaderim.
Kan çanağına dönmezdi gözlerimin taa içi…

Kayan yıldızlarda, bende farklı dilekler tutardım…
Duyardım, anlardım yanımda konuşulanları.
Hasretin bu kadar artmazdı o zaman,
Bende gülerdim zaman zaman,
Deniz ve Mehtap benim için de önemli olurdu…
Hele, hele kara saplı bıçak dostum olmazdı sırtımda…
Güneşsiz dünyamda kavrulmazdı ciğerlerim!
Beynim ise böylesine hırçın uğuldamazdı sürekli,
Kar yüreğimde damla damla vurmazdı gözyaşlarım…

Ruhum daraltmazdı benliğimi, sıkıştırmazdı;
En tiz sesiyle çığlıklar atmazdı göğsüm…
Simsiyah yankılar oluşturmazdı ufkumda…
Saçıma, sakalıma bende bakardım; delicesine…
Bütün gücümle sigaramı çekmezdim her an!!!

Keşke tanımasaydım seni, keşke….
Karasaplı bıçak dostum olmazdı,
Kar yüreğimde; damla damla vurmazdı gözyaşlarımı…
Dedim ya ulan,
Keşke, keşke tanımasaydım seni…
Keşke…
Keşke Tanımasaydım….