90’lar

90'lar.jpg

Ben çok fazla hatırlamıyorum ama eskiler çok daha güzeldi. Yoktu, yokluk vardı ama herkes mutluydu. Mesela hatırladığım kadarıyla pazar günleri banyo günüydü. Banyo taburesine oturmadan önce su dökülürdü. Sabunlar kesin ve kesin hacı şakirdi. Eğer anneniz yıkıyorsa sizi kafa, tas ve dank sesini anlatmaya gerek yoktur. Banyodan sonra havluya sarılıp sobanın yanında kurulanılırdı. Saçlardan düşen sular özellikle sobaya düşürülürdü. Sırf cıss sesini duymak için…

Ben en çok mahalle maçlarını severdim. Maç sırasında anneme seslenip “Anne su sal” demeyi severdim. Maç sonlarında ortak para toplayıp kola, çekirdeğe düşmeyi, aynı şişeden gazoz içmeyi, ne bilim yarım ekmek tavuk döneri 4’e bölmeyi severdim. Arkadaşın yediğin şeyden istediği zaman canı gönülden verilirdi. Hatta paylaşmak daha çok mutlu ederdi. Yaramazlık yapıp cam falan kırdığımızda anne terliği tadının dibine vururduk. O sihirli terlik. Nereden atılırsa atılsın hedefi vuran terlik…

Kardan adam yaptığımızda erimesin diye dua ederdik. Sokakta oynamaktan eve gitmeyip, sokakta ekmek arası yiyen çocuklardık. Olur ya ekmeğimiz elimizden düşerse 3 kere öpüp başımıza koyduktan sonra kimsenin basamayacağı bir yere koyardık. Küfür edilirdi ama ana bacı her zaman kutsaldı. Anaya bacıya küfür edenle kimse konuşmazdı.

Bunu söylediğime belki pişman olacağım ama küçük tuvaleti geldiğinde annesi eve alır korkusuyla sokağa işiyen çocuklardık. O günler çok çok güzeldi, hele hele şimdi ile karşılaştırıldığında…

Yılanlar

yilanlar

İnsan her şeyi hazmediyor, unutuyor da,

En ihtiyacı olduğu zaman yanında olmayanı ne olursa olsun unutmuyor…

Genelde onlar dost görünen yılanlar oluyor.

Senelerce koyununuz da beslemiş olduğunuz yılanlar…

Maalesef insan oğlu yapısı gereği duymak istediğini söyleyen insanları sever.

Gerçeklerle yüzleşmekten korkar çünkü…

Ama unutmamak lazım ki,

Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyu var…