Yakışır Delikanlıya

yakisir-delikanliya

Vazgeçmek delikanlıyı bozar benim güzel abim. Masaldı, masal olarak kaldı. Dinledik iyi oldu. Zaten umut gerçeğin cenazesini kaldırmaz. Bilirsin ayrılık için her şey az, aşk için her şey fazlaydı. Geçti bir tren, bir vapur, bir şehir, bir masaldı. Üstümüzden geçmesi gereken ne varsa geçti. Önce sarsıldı her şey, sonra yıkıldı. Ömür bu ya zaten, kırılması gereken yerden kırıldı. Yanması gereken yerden alev aldı ayrılık. Kime sarılır insan son nefesinde.

Ya ALLAH deyip doğrul. Çoktur zaten yenilen, yenildikçe kanayan, kanadıkça yenilen, yenildikçe bir kez daha hiç yenilmeyecekmiş gibi yenilen çoktur. Her başlangıç aslında bir sondur. Yıldız kayar, güneş doğar, vazgeçmek delikanlıyı bozar benim güzel abim. Dibine kadar inilir mi yokluğun? İnilir! Delikanlı adam yenilir mi? Yenilir! Aşk bu; zeytin, peynir değil ki. Yar bir ekmeğin bağrını koy içine ye. Bazen kan doğranır delikanlının ekmeğine. Kadın bu, kadın bu vurdu mu en savunmasız yerinden vurur adamı. Kalp bile kaçacak yer arar kendine. Dedim ya güzel ya abim kadın bu, vurdu mu harbiden vurur. Delikanlının en hası bir kaşık suda boğulur. Bir dönüm toprakta can kökü kurur. Başıboş ve hoyrat çıkar gidersin. En fazla her şeyi bıraktığını zannedersin ardında. Her şey seni bırakmaz. En çokta ağlamak, ağlamak benim güzel abim. Sünepe bir alacaklı gibi yapışır yakana. Delikanlıyız dedik ya borcumuz borç, dökeriz gözlerimizi bizde dilsiz bir köşeye bir gün. Bir gün bizde soğuk bir mevsimde, mesela bir ocak’ta yeneriz yenemediklerimizi ya da yenilip yine çeker gideriz başı dik yeni kendimizden eski kendimize. Belki de masalımızın elmaları çalınan gökyüzüne. Öyle değil mi benim güzel abim öyle değil mi söyle. Aşk ne kadar yakışırsa adam olana, ayrılıkta o kadar yakışır delikanlıya…