Bir Resim

bir-resim.jpg

Dün bir resim gördüm, aşkı anlatıyordu…
Tutku, şefkat, şaşkınlık, paha biçilemez bir değer vardı o resimde.
Aşkın başarısızlığına rağmen insanların onsuz yaşayamamaları, her zaman her yerde onu aramalarını gördüm…

Ve bunu düşündüm, gerçekten insanlar aşksız yaşayamazlar mı?
İnsanlara müzik dinlemek, kitap okumak, şarkı söylemek, 1 kadeh şarap içmek, belki de koca 1 şişe bitirmek, arkadaşlarıyla vakit geçirmek, sinema, tiyatro bu gibi bir çok şey aynı duyguları yaşatamaz mı? O kadar düşündüm ama bir türlü cevabını bulamadım. Çünkü düşünmeye yanlış yerden başladığım için bulamadığımı fark ettim. Aslında düşünmeye sorunun temelinden yani aşktan başlamak gerekir…

Evet, aşk dediğimiz duygu nedir?
Sıkı sıkı el ele tutuşmak mı, sahil boyu yürümek mi, beraber sinemaya gitmek mi, sabahları onun öpücükleri ile uyanmak mı? Nedir aşk? Daha bunun cevabını bile bulamıyorum. Çünkü aşk bu kadar basit ve küçük olamaz. İnsanlara sonsuz zulümler, dinmeyen acılar çektiren bir şey, bu kadar küçük olamaz. Yani başka biriyle de el ele tutuşabilirsin, başka biriyle de sinemaya gidebilirsin, ama aynı olmaz orada eksik olan duygudur işte.

Aşk yaptığın işin o kişi ile olması ve bundan akıl almaz bir duygu gelmesidir insana. O güldüğünde gülüyor o ağladığında üzülüyorsan yani bir yerde hayatının yarısına bağlı yaşıyorsan işte buna aşk diye biliriz…

Ben bir kere oldum sandım maalesef yanılmışım…
Aşkı benim bünyem kaldıramaz zaten, hatta benim varlığımı da aşk kaldıramaz diye biliriz. Çünkü aşk önemli bir şeydir, yani sizden daha önemli biri vardır hayatınızda, her şeyden önce gelir. Sürekli onu düşünür ve gülümsersiniz. Anlamsızdır ama güzeldir. Sürekli merak edersiniz, özlersiniz, hayata ara verip belki de ona koşarsınız. Eğer aşıksanız suçu ne olursa olsun hep affedersiniz. Ona hayır kelimesini kullanamazsınız. İnsanların sizin hakkında ne düşündüğüne önem vermeden sadece onun ne düşündüğünü merak edersiniz.

Şimdi bunları bir an için göz önüne getirdiğimizde resmen çılgınlık gibi geliyor. Tabi bir de bu saydıklarım bir kaçı, bunun gibi daha neler var neler…

İşte şimdi arayalım insanlar aşksız yaşar mı yaşayamaz mı?
Aşkı değil ama hayatı yaşar. Çokta güzel yaşar. Çünkü sadece kendinden sorumludur ve danışacağı kimse yoktur. Aklına eseni yapma özgürlüğü vardır ve hayatında ilk kendini düşünür. Tabi hayatı yaşarken de aşkı bulması da an meselesidir. Aşkın nerede, nasıl karşısına çıkacağı asla belli olmaz. En sinirli anında bile gayet aşık olabilir insan. Bunun zamanı ve yeri yoktur, bir anda savunmasız yakalar, şapşallaştırır ve ne olduğu bir türlü anlaşılmaz.

Bana göre ise aşk sadece bir tablodan, resimden, müzikten, şiir’den ileri gidemez. Çünkü ben sonsuz mutluluğa inanmayanlardanım, inanmakta istemem doğrusu. Aşk koca bir yalan, seni seviyorum ise aptal bir cümle. İnsanların hiç bir zaman inanarak söylediklerini düşünmüyorum. Etrafımda o kadar sahte aşk var ki, o kadar seni seviyorum lafı geçiyor ki onları çekip vurasım geliyor…

Seviyormuş! Yalan!!!
Sorun bakalım sevdiği için hangi fedakarlığı yapmış.
Aşklarda hep olan şey bak sen bunu yapmadındır zaten. Çünkü hiç bir zaman yaptıklarınızla değerlendirilmezsiniz, her zaman yapmadıklarınız karşınıza gelir. Siz her şeyden çok seviliyorsunuzdur ama bir saniye bile yalnız kalamazsınız, rahatça düşünemezsiniz, her zaman sevdiğiniz yapılacak şeyi söyler, siz uymakla yükümlüsünüzdür. Bu tarz aşklar bana göre değil!!!!

Gerçi aşkı tarif etmekte, yaşamakta bu kadar basit olmaz, olmamalı, olamazda zaten…

Bir Gönülde İki Sevda

bir-gonulde-iki-sevda.jpg

-Dinlemek mi istersin anlatmak mı?
*Bilmiyorum…
-Ben bildiklerimi anlatayım o zaman…
*Dinliyorum…
-Sen çok güzel bir kadınsın.. Kayıtsız kalınamayacak kadar güzel bir kadın.. Ve iyi bir insansın… Ama benim gönlümde başka biri var.. Hep sevdiğim.. Hep seveceğim bir kadın.. Asla ihanet etmeyeceğim bir kadın.. İhanet etmemeyi seçtiğim, İhanet etmeyerek yaşamayı sevdiğim bir kadın..
– O benim mabedim.. Kutsalım.. Hiç bir hekime göstermediğim yaram.. Yarim.. Onun olduğu yere kimseleri alamam..
*Amaa.. O artık yok..
– O daima var.. Sadece var olanı sevmez insan.. Anılarını sever.. Geçmişini sever.. İlklerini sever.. Sonlarını sever.. Yanında olsa da sever… Olmasa da sever… Ben uzun yıllar onun yanında yoktum.. Beni sevdi.. Şimdi o benim yanımda yok.. Ne değişti ki ben onu sevmekten vazgeçeyim ?
*Hiçbir şey değişmedi mi ?
-Hayır…
*Ama.. O.. Bir daha geri gelmeyecek..
-Bu bir daha kavuşmayacağız demek değil… O bana gelmiyorsa.. Ben ona giderim..
*Ben mücadeleci bir insanım.. Mücadele etmeyi severim.. Ama.. Görmediğim bir şey ile mücadele edemem.. Bir gölge ile kavga edemem..
-O gölge değil..
*Seni incitmek için söylemiyorum.. Sadece.. Birini bu kadar çok sevdiysen.. Yine sevebilirsin diye düşünmek yanlış mı ?
-Yanlış değil.. Ama zor… Ben senin üzülmeni istemem..
*Onu bırakıp gittiğinde.. Üzülmesini istiyor muydun ?
-Lütfen canımı acıtma…
*Bak.. İstemeden de can acıtılabiliyormuş…
-Bak gülüm.. Senin toprağında bu çiçek yetişmez.. Benim toprağımda da sen solup gidersin…
*Nerden biliyorsun ? Sen her şeyi bilir misin ? Sen her şeyi önceden tahmin edebilir misin ?
-Tabi ki hayır..
*Bırak toprakta çiçek solmasını.. Çölde orman yapıyorlar artık biliyor musun ?
-Suni.. Ben insanların yaptığı bir şeyi istemem.. Allah’ın verdiğini isterim..
*Sana o sevgiyi veren Allah.. Bana da bir sevgi vermiş olamaz mı ?
-Bir gönülde iki sevda olur mu peki ?
*Olmaz… Neye gülüyorsun ?
-Aklıma bir şey geldi ona gülüyorum.. Bir gün bir akıl hastanesinde moral gecesi düzenlemişler.. Bir şarkıcı da şarkılar söylüyor.. Sıra gelmiş o şarkıya.. Şarkının nakaratında diyor ki.. Bir gönülde iki sevda olamaz.. Deliler hep bir ağızdan bağırmışlar.. Oluuuuur…
*Bak.. Ne güzel söylüyorsun işte olur diye..
-Ben deli miyim…?

Hayat

hayat.jpg

Ertesi gün sana kavuşamayacağım için, uyuyamadığım geceler var benim. Sen bilir misin ki sevmek nasıl bir şeydir? Senin hiç sevdiğin insanın saçı güneşe meydan okudu mu? Sana hiç birisi beni yalnız bırakma dedi mi? Kötü insan yoktur bu hayatta. İyi niyeti suistimal edile edile kötüleştirilmiş insan vardır…

Kaybetmek koyar zaten adama. Aslında kaybetmekte değil de her seferinde kapattığın köşeden golü yemek koyuyor insana. Sonuçta çölün kendisine aşık olmuş insanlarız biz. Öyle bir çöl ki hem de, serinlemek için bir damla gözyaşına muhtaç bırakmış. Boşuna dememişler zaten, düşme! Düştüğün zaman ilk tekmeyi en yakınından yersin diye…

Aslında denizkızı sevgilin olacak, atacaksın akvaryuma, vereceksin yemini, arada bir suyunu değiştireceksin. Terk edip gidemezde, koyacaksın çayını, hele birde açtın mı Deniz Seki’den suya hapsetti mi, değme keyfine. Ama hayat değişiktir işte. İnsanlar hayatınıza girip çıkacaklar, fakat doğru insanlar daima kalacaktır. Ama yinede vazgeçemeyeceğiniz kul olmasın bu hayatta. Çünkü ağaçta duran kuş, dalın kırılmasından hiç korkmaz. Onun güveni ağaca değil, kendi kanatlarınadır…